İçindekiler
Made in Europe Planı Nedir? AB’nin Yeni Sanayi Stratejisi ve Türkiye’ye Etkileri
Made in Europe Planı Nedir?
Avrupa Birliği (AB), küresel tedarik zincirindeki kırılganlıkları azaltmak ve sanayisini dış rekabete karşı korumak amacıyla tarihi bir adım atmaya hazırlanıyor. Üye ülkelerin kamu kaynaklarını ve ihalelerini kıta içi üretime yönlendirmeyi hedefleyen "Made in Europe" (Avrupa’da Üretimi) planı, birliğin 2 trilyon euronun üzerindeki finansal gücünü stratejik bir silah olarak kullanmayı öngörüyor. Her ne kadar plan üyeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle ertelense de, taslağın detayları hem Avrupa içindeki dengeleri hem de Türkiye gibi ticaret ortaklarını yakından ilgilendiriyor.
Made in Europe Planın Temel Amacı ve Kapsamı
Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı bu strateji, kamu alımları ve üretim sübvansiyonları yoluyla desteklenen projelerde "Avrupa menşeli olma" ve "düşük karbon" şartı arıyor. Planın coğrafi kapsamı sadece 27 AB üyesiyle sınırlı değil; Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn’ın dahil olduğu Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) ülkeleri de bu "güvenli üretim çemberine" dahil ediliyor.
Planın odak noktasında ise enerji dönüşümü ve teknolojik bağımsızlık için hayati önem taşıyan kilit stratejik sektörler var: Batarya teknolojileri, güneş ve rüzgâr enerjisi santralleri, hidrojen üretimi, nükleer enerji ve savunma sanayii.
Kritik Sektörlerde "Yerlilik" Zorunluluğu
Planın en çok tartışılan ve Google aramalarında en çok merak edilen kısmı, hangi üründe ne kadar yerlilik aranacağıdır. Taslağa göre öngörülen zorunlu üretim oranları şöyledir:
- Elektrikli Araçlar (EV): Pazarın en stratejik ürününde %70 oranında Avrupa’da üretim şartı.
- Pencere ve Kapı Sistemleri: Üretimde kullanılan plastik hammaddede %30 yerlilik.
- Alüminyum: Sanayinin temel girdisi olan alüminyumda %25 Avrupa menşei.
- Beton ve İnşaat: Kamu ihalelerinin vazgeçilmezi betonda %5 yerli üretim zorunluluğu.
Yabancı Yatırımlara Sıkı Denetim Getiriliyor
"Made in Europe" planı sadece mal alımını değil, sermaye hareketlerini de kontrol altına alıyor. Özellikle Çin ve ABD merkezli dev şirketlerin Avrupa pazarını domine etmesini engellemek için 100 milyon euronun üzerindeki stratejik yabancı yatırımlar mercek altına alınıyor.
Eğer yatırımcı ülkesi, ilgili sektördeki küresel üretim kapasitesinin en az %40’ını kontrol ediyorsa (örneğin Çin'in batarya sektöründeki durumu gibi), şu kısıtlamalar devreye girecek:
- Yabancı yatırımcı, AB şirketlerinde çoğunluk hissesi alamayacak.
- Yatırımın Avrupa’ya teknolojik bilgi birikimi (know-how) kazandırması için fikri mülkiyetin lisanslanması şart koşulacak.
- Yapay zekâ, uzay, savunma ve kimya sektörleri "kırmızı çizgi" olarak belirlenecek.
İstisnalar ve Müttefiklerin İtirazları
Bu katı korumacılık, Birlik içinde de tartışmalara yol açıyor. İskandinav ve Baltık ülkeleri, bu yaklaşımın AB şirketlerinin küresel rekabetçiliğini azaltacağını savunuyor. ABD ise "Avrupa Önceliği"nin NATO müttefikleri arasındaki esnekliği bozmasından endişeli.
Ancak plan, tedarik krizlerini önlemek için iki önemli istisna (kaçış maddesi) barındırıyor:
- Ürün dünya genelinde tek bir tedarikçi tarafından sağlanıyorsa.
- Avrupa menşeli ürünü kullanmak, maliyeti %30'dan fazla artırıyorsa yerlilik şartı aranmayacak.
Planın Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği içinde olmasına rağmen, planın mevcut taslağında AB üyesi veya EEA ülkesi statüsünde sayılmamaktadır. Bu durum, Türk sanayisi için ciddi riskler ve dönüşüm fırsatlarını beraberinde getiriyor.
EU-Mercosur Anlaşması'nın Türkiye Üzerindeki Potansiyel Etkileri yazımızı okumak için tıklayın
A. Kamu İhalelerinde Pazar Kaybı Riski
Gümrük Birliği, sanayi ürünlerinin serbest dolaşımını sağlasa da "kamu alımları" tam anlamıyla bu kapsama girmez. Eğer "Made in Europe" yasalaşırsa, Türk firmalarının Avrupa'da girdiği otobüs ihaleleri, inşaat projeleri (kapı, pencere, beton tedariki) risk altına girebilir. Türk malı ürünlerin "ithal" statüsünde sayılıp elenmesi, ihracat rakamlarını doğrudan etkileyebilir.
B. Otomotiv ve Batarya Sektöründe Tehdit
Türkiye'nin ihracat şampiyonu otomotiv sektörü en büyük risk altında. Elektrikli araçlarda aranan %70 yerlilik şartı, ana sanayiyi zorlayabilir. Avrupa’daki üreticiler, bu oranı tutturabilmek için tedarik zincirlerini Türkiye’den çekip AB içine (Polonya, Macaristan vb.) kaydırabilir. Ayrıca Türkiye'nin yerli otomobil projesi ve batarya yatırımlarının (Togg-Siro vb.) Avrupa pazarında "yerli" sayılıp sayılmayacağı belirsizliğini koruyor.
C. Yatırım Çekme Rekabeti
Yabancı sermaye, "Made in Europe" etiketine sahip olabilmek için yeni fabrika yatırımlarını Türkiye yerine AB sınırları içine yapmayı tercih edebilir. Türkiye'nin bu noktada "Nearshoring" (yakından tedarik) avantajını, AB standartlarına tam uyum ve Yeşil Mutabakat hedefleriyle birleştirerek koruması gerekiyor.
Çekince
Bu raporda yer alan her türlü bilgi, değerlendirme, yorum, istatistiki şekil ve bilgiler hazırlandığı tarih itibari ile mevcut piyasa koşulları ve güvenirliğine inanılan kaynaklardan elde edilerek derlenmiştir ve İnfo Yatırım Menkul Değerler A.Ş. tarafından genel bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Sunulan bilgilerin doğruluğu ve bunların yatırım kararlarına uygunluğu tarafımızca garanti edilmemektedir. Bu bilgiler belli bir getirinin sağlanmasına yönelik olarak verilmemekte olup alım satım kararını destekleyebilecek yeterli bilgiler burada bulunmayabilir. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Herhangi bir yatırım aracının alım-satım önerisi ya da getiri vaadi olarak yorumlanmamalıdır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu nedenle bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden, yorum ve bilgilerin kullanılmasından doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan dolayı İnfo Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ile bağlı kuruluşları, çalışanları, yöneticileri ve ortakları sorumlu tutulamaz. Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.